Futboll etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futboll etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Ağustos 2007 Çarşamba
Sırf futbolda amatörlüğe geçilse, Ülkede işsiz ve fakir kalmaz
Sırf futbolda amatörlüğe geçilse, Ülkede işsiz ve fakir kalmaz
Bir lig maçında stadyumun “savaş meydanına” çevrilmesinden, iki takımın taraftarının birbirine diş gıcırdatmasından sonra şu profesyonel futboldaki “hal ve gidişatı” ve bu sahada harcanan paraları ciddi şekilde mercek altına alıp düşünmeye başladım.
Bir antrenör, (ya da başka bir isimle teknik direktör) Cumhurbaşkanından 15-20 misli maaş alabiliyor. Genç bir futbolcu (17 yaşındaki çocuk), koca bir fabrikadaki işçilerin hepsinin aldığı maaşı alıyor (Transfer ücreti ve primleri aylara bölseniz bu ifademizin mübalağalı olmadığı görülür.) Bu takımın giyimi, kuşamı, yemesi, içmesi, sair harcamaları göz önüne alındığında ortaya muazzam bir yekün çıkar.
Profesyonel ligleri düşünelim: Süper ligde 18 takım var. 2. Lig iki ana gruba ayrılmış durumda. 2 A ve 2 B şeklinde (Ya da bir başka isimle Lig A ve Lig B) 2A’da 18 takım, 2 B’de ise 5 grup ve her grupta 10 takım var. 3. ligde 4 grup ve her grupta 18 takım var. Profesyonel ligleri düşündüğümüzde yekün 158 takım eder. (Paf takımı, yıldız takımı, vs. ayrı...)
Takım deyip geçmeyin, her birinin ortalama 30 futbolcusu 30 çalışanı var. Yılda 2,5-3 milyon dolar, ya da Euro ücret alan oyuncular var.
Şimdi elinize kağıdı kalemi alıp hesap edin; futbolculara ve antrenörlere ödenenler, yıl içindeki harcamalar ne kadar tutar?
Bunlardan ayrı, önce 3. lige ardından, daha üst liglere çıkmak için mücadele eden yüzlerce “amatör” takım var. Bunların da adı amatör. Hemen hepsi, üst lige çıkmayı bir namus ve şeref meselesi haline getirmiş durumda. Dolayısıyla o ilin, ilçenin, kasabanın “varlıklı” kimseleri kesenin ağzını açmak durumunda. Öyle ya işin içinde “namus borcu” var!...
Bazı takımlarda zengin kulüp başkanı elini cebine atar. Bunun karşılığını da misli misline alır. (Bir gazetede kellesinin gözükmesi kaç paradır? Birkaç milyon dolar verse bile kendisinden o kadar bahsedilir mi?) Kulüplerin büyük ekseriyeti, o ilin veya ilçenin zenginlerinin himmetiyle ayakta durur. Zenginlerin himmetini harekete geçirmek için de çoğu defa, o ilin veya ilçenin belediye başkanı o takımın “onursal başkanı” olur. Onursal başkan “rica edince” de o beldenin hatırı sayılır zengini elini cebine atar.
Bir an için şu profesyonel liglerde ve profesyonel liglere çıkmak için canla başla çalışan yüzlerce takımın bulunduğu amatör liglerde harcanan paraların bir havuzda toplandığını düşünün. İnanın, bir iki yıllık para ile ülkede ne bir fakir kalır; ne bir işsiz. O paralarla yüzlerce fabrika yapılır. Silah fabrikaları, ağır sanayi fabrikaları yapılır. Binlerce insana iş sahası açılır.
Spor yapılmasın mı? Yapılsın. Ama laf icabı değil, gerçekten “amatörce” ve “centilmence” yapılsın. Delikanlılarımız, sadece futbol değil, diğer spor dallarıyla da meşgul olsun. Güreş yapsın, ok atsın, cirit oynasın, judo, karate, masa tenisi, yüzme, vs. öğrensin.
Kim ne derse desin, sözde “profesyonellik” adına, çuvallar dolusu dövizin havaya savrulması, kardeşin kardeşe düşman olması zoruma gidiyor. Kardeş kardeşi şişliyor, gözünü oyuyor (geçenlerde bir polisin gözü körola yazdı)
İlin ve ilçelerin ağaları, varını yoğunu profesyonel takım için sarf edeceğine, biraz da fakir fukaraya baksalar olmaz mı?
Burhan Bozgeyik/Milli Gazete 07.06.2007
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)