İMAN,İSLAM,KURAN,SÜNNET,NAMAZ,MUSTAFA KAPLAN,BURHAN BOZGEYİK,DİN: tasavvuf
tasavvuf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tasavvuf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2007 Çarşamba

İctihâda mâni’ olan “altı madde” kalktı mı?

İctihâda mâni’ olan “altı madde” kalktı mı? Bedîüzzamân isminin son asırda bir “İslâmî otorite” olduğunda ehl-i ilmin ve ehl-i insâfın tereddüdü yoktur. Kelâm ve tasavvuf sahalarında yaptığı tecdîd yanında, fıkıh sahasına sokulmak istenen bid’atlara karşı da şer’î sınırları göstermiştir. “27. Söz” başlıklı “İctihâd Risâlesi” okunursa, ne demek istediğimiz daha kolay anlaşılacaktır. Merhûm Üstâd o eserinde, ictihâd yapacak ölçülere sâhib kişiler bulunsa dahi, o sahaya girmeye altı tâne engel bulunduğunu söyler. O mâni’ler kaldırılmadığı müddetçe ictihâd sahasına girmeye kalkanların ise, “İslâmiyyete cinâyet” işleyeceğini, “bid’akârâne bir hıyânet” yapacağını, “vücûd-i İslâmiyyeyi tahrîb” edeceğini ve “boynundaki şer’î zinciri çıkarmağa vesîle” etmiş olacağını net söyler (Sözler, 27.Söz, s. 506-508). Risâle-i Nûr ile iştigâl edenler veyâ o eserleri tedkîk edenler bu gerçeği bilirler. Bu net ifâdelere rağmen günümüzde ictihâd etmeye kalkanlar yok mudur, vardır. Elin ağzı torba değil ki büzesin! Bu ülke şerîatla idâre edilmiyor ki, ilgili mahkemeler bu iddiâ sâhiblerini hizâya getirsinler! Sistemin adına “demokrasi” dendiği için, İslâm dışındaki her türlü icrâata karışan da olmadığından, biz devlet değiliz ki böylelerine müdâhale salâhiyetimiz olsun! “Doktor” iken yazdığı bir fıkhî mes’eleyi “doçent” olunca tam zıddı bir ifâdeyle kaleme aldığını on sene önceki okuyucularıma duyurduğum bir ilâhiyatçı, şimdi “profesör” olmuş; yeni yazdığı bir kitâbın kapağına da “ülkemizin seçkin fıkıh otoritelerinden” ibâresi konmuş. Parayla diploma alındığı, intihâl ile kariyer elde edildiği ve dahi İslâmın isimden ibâret kaldığı böyle bir devirde “fıkıh otoritesi” yetişmiş olmasını takdîrle karşılamak lâzım. Bir kişi hem ilâhiyat profesörü ve hem de “fıkıh otoritesi” olunca, elbette ilk bilmesi gereken şey “ictihâd” mevzuu olmalıdır. Bu sahada “seçkin otorite” olmuş bir zâttan, kalkıp da Bedîüzzamân Hazretlerinin bu mes’eledeki yazılarına bakmasını istemek sanırım haddini aşmak olurdu. Kimse haddini aşmak istemeyince, “seçkin fıkıh otoritesi” profesörümüz de kitabına, “Fethullah Gülen Hocaefendinin Fıkhını Anlamak” adını koymakta beis görmemiş. Sayın profesörün seçkin makâmı gereği onu tenkîd etme hakkını kendimde bulamıyorum. “Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, Hocaefendinin âlim olmasının yanında müctehid olduğuna da bizce şüphe yoktur” dediğine göre, birilerine pâye dağıtma hakkının dahi seçkin fıkıh otoritelerine verildiğini anlıyoruz. Bizim gibi basit fânîlerin bu işe aklı ermeyeceği için, seçkin fıkıh otoritesi zâtın makâm-ı âlîlerine saygılarımızı sunuyoruz. Benim merak ettiğim husûs, kendisini Bedîüzzamân Hazretlerine nisbet eden sayın Fethullah Hocaefendi’nin bu dağıtılmış pâyeye ne reaksiyon verdiğidir. Yarı münzevî hâlim gereği kıymetli medyamızı tam ta’kîb edemediğim için merâkımı ma’zûr görsünler. Seçkin fıkıh otoritelerinin dağıttığı “âlim ve müctehid” unvânı elbette beynelmilel şöhret sâhibi insanlara yakışır ve az da gelir; lâkin Bedîüzzamân Hazretlerinin kendi eserinde yazılı ifâdelerine bakınca tereddüde düşüyorum. Yukarıda sözünü ettiğim risâlede “ictihâd etmeye mâni’ olan altı esâs” sıralanmıştır. Eğer o altı engel kalkmışsa, seçkin fıkıh otoriteleri cidden değerli bir tesbîtte bulunmuştur demek zorundayız; bize de o zamân sâdece alkışlamak düşer. Eğer o “altı engel” kalkmamış, üstelik daha da katmerlenmiş bir hâl almışsa; o zamân bu seçkin fıkıh otoriteleri, Hocaefendiye “cinâyet, hıyânet, tahrîb, şer’î zinciri boynundan çıkarma” isnâdı mı atfediyorlar? “Zemm-i zımnî” olan “mübâlâğa” mı yapılmış acabâ? Çünkü, Hocanın çok değer verdiği Bedîüzzamân, bu mâni’ler kalkmadan ictihâd etmeye, müctehidlik yapmaya kalkanların “İslâmiyyete cinâyet” işleyeceğini, “bid’akârâne bir hıyânet” yapacağını, “vücûd-i İslâmiyyeyi tahrîb” edeceğini ve “boynundaki şer’î zinciri çıkarmağa vesîle” etmiş olacağını net söylemektedir (age). Beşer elbette şaşar! Seçkin fıkıh otoritelerimiz ise bizlerin şaşkınlığını arttırmaktan herhalde gizli bir zevk alıyorlar. İnternet sayfalarında yanlışlarımı teşhîr eden kıymetli münekkidlerim beni bu açmazdan da kurtarırlarsa sevinirim: İctihâd etmeye mâni’ olan altı madde kalkmış mıdır? MUSTAFA KAPLAN/VAKİT
 
İslami Site