İMAN,İSLAM,KURAN,SÜNNET,NAMAZ,MUSTAFA KAPLAN,BURHAN BOZGEYİK,DİN: Burhan Bozgeyik
Burhan Bozgeyik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Burhan Bozgeyik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2007 Perşembe

Kur’an-ı Kerim’den Dersler

Sağlıklı yaşamanın sırrı!.. İnsanoğlu, nasıl “sağlıklı yaşayacağını” bilemez olmuş. Oysa, sorunun cevabı, şu kâinat kitabının en mükemmel müfessiri olan Kur’an-ı Azimüşşan’da mevcut. A’râf Sûresi’nin 31. âyetinde meâlen şöyle bir emir var: “Yiyin, için, fakat isrâf etmeyin.” Bu emir, sağlıklı ve huzurlu yaşamanın da temel formülüdür. “Hülâsâtü’l Beyan” tefsirinde bu hususta güzel bir izahat var. Birlikte okuyalım: “Beyzavî ve Fahr-i Razi’nin beyanları veçhile Ali b.Vâkıdî’nin [büyük İslâm âlimi] ‘Allahu Teâlâ ilm-i tıbbı [tıp ilmini] bir âyetin nısfında [yarısında] cemetti [topladı]. O âyet de ‘Ve külû veşrebû velâ tüsrifû’ nazm-ı celildir’ dediği menkuldür. Çünkü; Tefsir-i Nisâbûrî’de beyan olunduğuna nazaran bir tabib-i Nasrânî [Hıristiyan doktor] Ali b. Vâkıdî’ye; ‘Sizin kitabınızda tıbba dair bir şey yoktur. Halbuki ilim; ikidir: Birisi; ilm-i tıb ki, ilm-i ebdandır [bedenler ilmi], diğeri; ilm-i fıkıh ki, ilm-i edyandır [din ilmi]’ demiş. Ali b. Vâkidî de ‘İl-i tıbbın cemi’ mesâilini [tıp ilminin bütün meselelerini] bizim kitabımız [Kur’an-ı Kerim] nısf-ı âyette cemetti [yarım âyette topladı]’ buyurmuş ve bu cümleleri okumuş. “Tabib-i Nasrânî, ‘Sizin Resulünüzden tıbba dair bir şey varid olmadı’ dediğinde Ali b. Vâkidî; ‘Bizim Resulümüz (asm) ilm-i tıbbın cemi’ mesâilini birkaç kelimede cemetti’ demiş ve şu hadisi okumuştur: ‘Mide, maraz [hastalık] evidir. Himye yani az yemek her dermanın başıdır. Her bedene âdet ettiği şeyi ver, âdetinin hilâfını verme.’ Demiştir. “Bunun üzerine tabib-i Nasrânî’nin; ‘Sizin Kitabınız ve Resulünüz ilm-i tıbdan Calinos’a bir şey bırakmamış’ dediği naklolunmaktadır. Çünkü; insana alelekser [çoğunlukla] hastalık mideden gelir. Zira mide; vücudun yarar bir motoru menzilindedir. Motor lüzumundan ziyâde [fazla] yanarsa patlar ve eğer lüzumundan az yanarsa yol vermez. Şu halde onun kıvamını bulmak ve itidal üzere islim vermek lâzım olduğu gibi yemek ve içmekte de midenin itidâlini vermek lâzımdır.” (Mehmed Vehbi. Hulâsatü’l Beyan Fî Tefsiri’l Kur’an, c. 3-4, s. 1611) Ebû Ali İbn-i Sinâ da A’râf Sûresi’nin 31. âyetindeki, “yiyin, için, fakat israf etmeyin” emrinden istifade ile şöyle demektedir: “İlm-i tıbbı iki satırla topluyorum. Sözün güzelliği kısalığındadır. Yediğin vakit az ye. Yedikten sonra dört beş saat kadar daha yeme. Şifâ hazımdadır. Yani, kolayca hazmedeceğin miktarı ye. Nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal, taam taam üstüne yemektir [yemek üstüne yemek yemektir]” Bediüzzaman da “İktisat Risâlesi” isimli eserinde, İbn-i Sina’nın bu sözüne şu haşiyeyi düşmüştür: “Yani, vücuda en muzır [zararlı], dört beş saat fasıla [ara] vermeden yemek yemek, veyahut telezzüz için [lezzet almak için] mütenevvi [çeşitli] yemekleri birbiri üstüne mideye doldurmaktır.” (Lem’alar, On Dokuzuncu Lem’a, s. 151) İşin hülâsası şudur. Allah’ın haram kıldıkları hariç,. İnsan, “kararında” ve aslâ aşırıya kaçmadan, Allah’ın verdiği nimetlerden yiyecek, içecek. (Şayet fazla parası ve yiyeceği varsa, fakirlere verecek) Sevgili Peygamberimiz (asm) şöyle buyuruyor: “İsraf ve kibir yapmaksızın ye, iç, giy ve sadaka ver.” (Muhtarü’l Ehâdis, 880 no’lu hadis)İnsan Kur’an’a ve Hadise uyarsa maddeten de sağlıklı yaşar. Yoksa israfa girerek (israf da haramdır) aşırı ve abur cubur yerse, midesini tıka basa doldurursa, hastalığa dâvetiye çıkarmış olur. BURHAN BOZGEYİK/MİLLİ GAZETE

Kadınların Siperi ve Kal’ası: TESETTÜR

Kadınların Siperi ve Kal’ası: TESETTÜR (Hanımların Zîneti: İffet- Hayâ- Hicab) Hayli zamandır üzerinde çalıştığım ve çok ehemmiyet verdiğim bir çalışmayı tamamlamayı Cenab-ı Hak lutfetti, nasip etti. Hanımların tesettür şekli gerçekten çok mühim bir mevzu idi. Bu konuda işin içine o kadar yanlış inanç, düşünce ve tatbikat girmişti ki, gerçekleri nasıl anlatacaktık? Hanımların tesettürü konusu, sıradan bir mevzu değildir. Şeâir-i İslâmiyedendir. Nas’la sabittir. Dolayısiyle inkarı -Allah muhafaza- insanın inancını götürür. Kitabın takdiminde de belirttiğimiz gibi, bu kitabı, “Lâ ilâhe illallah Muhammedürresûlullah” dedikten sonra, îmanın şu tarifini; “Resul-i Ekrem (asm)’ın Allahu Teâlâ indinden getirdiği zarûreten bilinen cümle ahkâm hususunda, icmâlen bilinen hükümlerde icmâlen, afsilen bilinen hükümlerde ise tafsîlen Resul-i Ekrem’i (asm) tasdik etmektir.” göz önünde bulunduran ve kabul eden kimseler okumalıdır. Biz, kula kulluk edenlerden, insanlara şirin gözükmek için dinden taviz verenlerden, nâmahremin yanağına öpücük kondurması karşısında, “bakın ne var bunda! Bir şey oldu mu?” diyen soytarı güruhundan değiliz. Dinin esasları neyse, en muhkem, en temel kaynaklardan alarak olduğu gibi söylemeyi şiâr edinmişiz. Dolayısiyle bu çok mühim konuda da aynı şeyi yaptık. Müfessirinî îzamın, müctehidlerin, müceddidlerin, evliyanın, asfiyânın, ulemânın görüşlerini -Ki bütünüyle Kur’an-ı Azimüşşan’a ve hadis-i şeriflere dayanmaktadır- olduğu gibi naklettik. Müslüman hanımlar neyi ölçü alacak? Baskılar, dayatmacalar, kandırmacalar, insî ve cinnî şeytanların devreye girmesiyle telkin edilen şekli mi, yoksa Allah’ın (cc) ve Resulullah’ın işaret ettiği şekli mi? “Allah’ın emri baş göz üstüne. Doğrusu budur. Ama ben nefsime söz geçiremiyorum, Allah beni affetsin” diyen imanını kurtarmış olur, şayet tesettür-ü şer’iden başka bir kıyafet giyiyorsa günahkâr olur. Ama böyle demeyip te, “ne var canım bunda. İşte bu da tesettürdür. Böyle de tesettür olur” diye kendi kafa fenerinin gösterdiğini, ya da işkembe-i kübradan atan ulemai’s-sû’un yanlış fetvalarını esas alanlar ise hüsrana düşerler. Biz bu eserde, belki de Türkiye’de ilk olarak, tesettürün ülkemizdeki tarihçesini de anlattık ve çok çarpıcı misallerde işin gerçek yönünü ortaya koyduk. Kitapta, Yakup Kadri’nin “Çarşaf ve Peçeye Dair” başlıklı yazısı da vardı. Bu yazı pek çok köşe yazarı tarafından da nakledilmişti. Ben işin kaynağına inmeden bu yazıyı iktibas etmek istemedim ve kitabın Osmanlıca orijinal nüshasını hayli aradım. Sonunda buldum ve o kitaptan alarak naklettim. Kitapta, Nur Suresi’nin 31. âyet-i kerimesine de hayli genişçe yer ayırdık. Zira bu âyet-i kerime bize son zamanlarda ihmal edilen “haremlik-selamlık” hususunun ehemmiyetini ihtar etmekteydi. Biz insanların rızasını değil de “Allah’ın rızasını” esas alarak bu kitabı hazırladık. Hanımlar dış örtülerinde, yaşayışlarında neyi esas alacaklar? Popüler kültür dayatmacısını mı, reklamların hegemonyasını mı, yoksa Allah’ın (cc) ve Allah’ın Resûlünün (asm) açıkladıklarını mı?Kitap hakkında daha fazla bilgi almak isteyenler için tel: Said Yayınları (0212) 528 46 35-522 16 20 Fax: (0212) 522 18 42 Kadınların Siperi ve Kal’ası: TESETTÜR BURHAN BOZGEYİK/Milli Gazete
 
İslami Site